17 Kasım 2012 Cumartesi

Funda Felsefesi #1


Funda Felsefesi Günlükleri #1

Kendi beynimde bir felsefe akımı olsun diye yazıyorum, kalbimden dilime uğramadan satırlara dökülen bir akım. Bir parça alışmışlık var şiirlere. Oysa böylesine seni yazmak başlattı sonu gelmeyecek gibisinden uzun uzun yazılara. Neler oldu neler olacak umrumda değil gibi sanki. Kelimelerimin değişmeye başladığı seninle devam eden evrenimde sana dönüşmek demek; Hiç korkmadan benliğimden vazgeçebilmem demek. Bunu bencil kalemim nasıl kendine yedirebildi onu da senin varlığının vazgeçilmez çekiciliğine veriyorum sevgilim. Bazı zamanlar bir çok kişi gibi basit cümlelerle seni anlatmaya çalıştım bir aptal gibi. Bana o zamanlar aptal deseydin hiç sesimi çıkarmazdım herhalde. İçinde bulunduğum seninle geçen zamanların elbette kalemimde bir karşılığı olacaktı. Ama ne ben şiir diyebiliyorum ne de basit yazılar diyebiliyorum. Seni anlatabilmek sonu gelmeyen felsefi düşüncelerle dolu upuzun bir hayat demektir. İnancımın temellerindeki insanın sonsuzluğu beni heyecanlandırırdı. Ne de olsa insan sahibinden ölümsüzdür. Şimdi ise daha çok heyecanlandıran şey ise seninle o sonsuzlukta senle beraber olabilmek. Halen bir kaç satırda devam eden yazılarımın yeterli derinlikte ve mana da olamadığını fark ediyorum. Zihnimin gizli kalmış bölmelerinde iç içe geçmiş farklı ve etkileyici cümleleri bekliyorum. Belki de uzun zaman sonra ilk defa yazmaya başladığımdandır. Hiçbir şeyin basit olmadığı bir dünyada seni anlatabilmek demek başlı başına mükemmeliyeti tasvir etmek demektir. Cümlelerimin en temelinde bulunan funda felsefesini yeni yeni anlamaya başlıyorum. Zihnimin en derin yerlerinde karşılaştığım senleri anlatmaya başladım diyebilirim bir başka açıdan.

Çok sevmek nedir? Mutlu olmak çok sevmekten mi geçiyor? Bana göre çok sevmek demek çok mutlu olmak demek değildir? Ben ise sevmekten bahsetmiyorum seni anlatmak için. O kadar basit olamam sana olan duygularımı anlatırken. Aşk? Aşk'ın tanımı nedir? Gelgelelim bir döngü içerisinde insanların tam manalarını anlamakta güçlük çektikleri ama dillerinden hiç düşürmedikleri Aşk kelimesine. Bana göre aşk bedenden, mekandan ve zamandan ayrı bir olgudur. Aşk bir kez gelir. Vardır ya da yoktur. Bunun başka bir tabiri yoktur. Aşk ya var ya da yoktur. Aşkın varlığını düşünerek filan da bulamazsınız. çünkü düşünmek beynin bir işlevidir. Beyninizi işin içine sokarak düşünüyorsanız zaten aşkı zaten göremezsiniz. Sevip sevmediğini anlamak için barbi bebek dergilerindeki test sonuçlarına da güvenmeyin. Aşk bir kaç söylentide yastık altlarına kaçıp piyasayı altüst eden para gibidir. Aşk saklanır. Göremezsiniz. Ve aşk öyle kalp şeklinde bir şey de değildir. Bana göre tabiri ise bedeninizin ve metafiziksel organlarınızın her birine bulaşmış bir virüs gibidir. Aşk böyle saklanır sizde. Her bir parçanızda. Ama dediğim gibi ya vardır ya da yoktur. Yok ise aşık olmak için uğraşmayın. Olamazsınız. Aşk için farklı bir hikaye, zaman, ortam ve geçirilmiş zaman ve bir çok farklı mekansal ve kavramsal olgu gerekir. Bütün bu olguların oluşma sürecinde ise aşk yine yoktur ortalıklarda. Aşk bu tüm olguların oluşmuş halde beklediği bir anda bir havaalanında sevgiliye bir sarılma sahnesinde hayat bulur. Aşk var ise artık beyninizi çıkartıp en yakındaki çöp tenekesine atmanızı öneriyorum. Çünkü aklınızı kullanmaya devam ettiğiniz sürece kalbinize yenik düşecektir. Aşk var dedik ya beynin hükümleri çok kısa zaman süreçlerinde etkili olabilir ancak. Zihninizi kullanarak birinden ayrılmayı başardıysanız asla aşık olduğunuzu düşünmeyin. Tabi bu ayrılık süreci sonunda unuttuysanız bu geçerlidir bütün bunlar. İşte tüm bu anlattıklarım gecenin bir yarısında aklımdan geçenler diyebilirim. Ben mi? Ben bu aralar aklımı kullanmaya çalışıyorum. Tabiki dünyevi işler için ama Funda Felsefesi egemen kalbim bir kaç ajanıyla birlikte beynimin kıvrımlarına ajanlık görevlerine devam etmekteler. Biliyorum farkındayım bu durumun. Tabirlerin bazen komik bazen garip olabiliyor ancak duyguları ve olguları bu şekilde anlatabiliyorum. Aslında aşık olduktan sonra aşk,sevgi,sevgili ve buna benzer bir çok kelime benim için gereksiz gibi geliyorlar. Çünkü aşk var olduktan sonra bir başkası Funda Felsefesinin bulaştığı maddi manevi hiç bir organıma sahip olamadılar. Dediğim gibi aşk saklanır. Funda Felsefesinin de bu konuda benzerlikleri vardır. O da saklanır. Hatta bazı zamanlar zihnimin tüm organlarıma hükmetmeye başladığı zamanları hatırlıyorum. Bir bayram gününe kadar devam eden bir süreçti bu diyebilirim. Offf gerçekten o kadar fazla konu ve o kadar güzellik var ki sende anlatmak istediğim sadece tek bir yazıya ve tek bir odaklanma zamanına yetecek bir şey değil bu. Demek istediğim kalbimin anlattıklarını ne zihnim yazabiliyor ne de kalemim. Beynim tasvir edip dilime dökerken bile yüzlerce zayiat veriyor. işte bu yüzden ben bu yazma işini zamanlara ayırıyorum. Farkındayım bir çok farklı konuda düşünceler içeren bir yazı oldu bu yazı. Ama başlangıç için fena olmamalı diyebilirim.

Kalbimden çıkıp yazılara dökülen her kelimemin sahip olduğu duygunun sahibi.. Seviyorum seni..